Kripto Para Piyasası

Yükleniyor...
USD/TRY 47,61 ↑ %0,00
EUR/TRY 54,87 ↑ %0,00
GBP/TRY 64,12 ↑ %0,00
BIST 100 13.779,39 ↓ %0,14
Altın (gr) 6.651,46 ↑ %0,21
USD/TRY 47,61 ↑ %0,00
EUR/TRY 54,87 ↑ %0,00
GBP/TRY 64,12 ↑ %0,00
BIST 100 13.779,39 ↓ %0,14
Altın (gr) 6.651,46 ↑ %0,21
USD/TRY 47,61 ↑ %0,00
EUR/TRY 54,87 ↑ %0,00
GBP/TRY 64,12 ↑ %0,00
BIST 100 13.779,39 ↓ %0,14
Altın (gr) 6.651,46 ↑ %0,21
USD/TRY 47,61 ↑ %0,00
EUR/TRY 54,87 ↑ %0,00
GBP/TRY 64,12 ↑ %0,00
BIST 100 13.779,39 ↓ %0,14
Altın (gr) 6.651,46 ↑ %0,21
SON DAKİKA
Gündem

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Holguin: "Kıbrıs’ta yeni süreç zaman sınırlı, hesap verebilir ve sonuç odaklı olmalı"

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununda açık uçlu ve sonuçsuz müzakere döneminin geride kalması gerektiğini belirtti. BM'nin geçmiş müzakere yakınlaşmalarını gelecekteki sürecin ortak zemini olarak korumaya çalıştığını açıklayan Holguín, yeni bir 5+1 toplantısı öncesinde güven artırıcı önlemler, yöntem ve özlü konularda yeterli hazırlık yapılmasının şart olduğunu vurguladı. Holguín'e göre başarı, yalnızca müzakerelerin yeniden başlaması değil, nihai anlaşmaya ulaşmayı hedefleyen zaman sınırlı, hesap verebilir ve gerçek siyasi taahhüde dayalı bir sürecin kurulması olacak.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Holguin: "Kıbrıs’ta yeni süreç zaman sınırlı, hesap verebilir ve sonuç odaklı olmalı"
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Holguin: "Kıbrıs’ta yeni süreç zaman sınırlı, hesap verebilir ve sonuç odaklı olmalı"

Haber :  Yusuf KANLI

(LEFKOŞA) - BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununda açık uçlu ve sonuçsuz müzakere döneminin geride kalması gerektiğini belirtti. BM'nin geçmiş müzakere yakınlaşmalarını gelecekteki sürecin ortak zemini olarak korumaya çalıştığını açıklayan Holguín, yeni bir 5+1 toplantısı öncesinde güven artırıcı önlemler, yöntem ve özlü konularda yeterli hazırlık yapılmasının şart olduğunu vurguladı. Holguín'e göre başarı, yalnızca müzakerelerin yeniden başlaması değil, nihai anlaşmaya ulaşmayı hedefleyen zaman sınırlı, hesap verebilir ve gerçek siyasi taahhüde dayalı bir sürecin kurulması olacak.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Holguin, ANKA Haber Ajansı'na verdiği özel söyleşide, Kıbrıs sorununda yeni bir müzakere sürecinin geçmişteki gibi açık uçlu biçimde sürdürülemeyeceğini, tarafların daha baştan parametreleri, yöntemi ve hedefi belli olan bir çerçeve üzerinde anlaşması gerektiğini söyledi.

Holguin, BM'nin son aylarda geçmiş müzakere turlarında oluşan yakınlaşmaları kendi kayıtları üzerinden derleyen bir çalışma yürüttüğünü, bu yakınlaşmaların yeniden madde madde müzakere edilmek yerine gelecekteki sürecin ortak zemini olarak korunması gerektiğini belirtti.

Holguín ayrıca, Guterres'in yeterli hazırlık yapılmadan yeni bir genişletilmiş 5+1 toplantısı düzenlemek istemediğini söyledi. BM Kişisel Temsilcisi, güven artırıcı önlemler, müzakere yöntemi ve özlü konular konusunda önceden yeterli mesafe alınmamasının yeni bir başarısızlık riskini artıracağını vurguladı.

"DEĞİŞMESİ GEREKEN KIBRISLILARIN YAKLAŞIMI"

Guterres'in görev süresinin son dönemine yaklaşırken yeni bir kapsamlı çözüm planı hazırlamak yerine sürecin "son oyununu" belirlemeye çalıştığı yönündeki değerlendirmelerin sorulması üzerine Holguin, Genel Sekreter'in 10 yıldır Kıbrıslıların bir anlaşmaya ulaşabilme olasılıklarını artırmak için kararlılıkla çalıştığını söyledi.

Çözüm seçenekleri arayışının sona ermediğini belirten Holguín, asıl sorumluluğun Kıbrıslılara ait olduğunu vurguladı. "Yıllar boyunca aralıklı ve açık uçlu müzakerelerden sonra, açık bir sıralaması, somut önerileri veya hesap verebilirliği olmayan bir süreç yeniden başarısızlık riski taşır" diyen Holguin, BM'nin mevcut koşullara uyum sağladığını, ancak esas değişmesi gereken unsurun Kıbrıslıların mevcut gerçekleri ve bu gerçekleri dönüştürebilecek araçları algılama biçimi olduğunu ifade etti.

Holguin, tarafların önlerinde parametreleri, özü ve yöntemi belli somut bir müzakere çerçevesi görmeleri ve sürecin sonunda ortaya çıkabilecek sonuca ilişkin fikir sahibi olmaları halinde, önceden belirlenmiş kurallarla müzakereye girmenin daha kolay olacağını söyledi. Her iki tarafın da gerçek bir taahhütte bulunması ve süreci başlatmaya hazır olması halinde bunun gerçekleştirilebileceğine inandığını belirten Holguin, "Bu, göründüğü kadar zor değil" değerlendirmesinde bulundu.

"LİDERLER ÖZLÜ KONULARI KONUŞMAYA İSTEKLİ"

İki tarafın kamuoyuna yansıyan pozisyonlarının halen birbirinden uzak olmasına rağmen BM'nin neden "ivme" ve "fırsattan" söz etmeye devam ettiği yönündeki soruyu yanıtlayan Holguín, doğrudan iki liderle yaptığı görüşmelerde çözümün temel başlıklarının konuşulmasına yönelik bir isteklilik gördüğünü söyledi.

Holguin, yönetişim, mülkiyet, toprak, güvenlik, garantiler ve Avrupa Birliği'nin rolü dahil çözümün temel unsurlarının yeniden tartışılabileceğine ilişkin işaretler bulunduğunu belirterek, bunun Crans-Montana sürecinin sona ermesinden bu yana görülmeyen bir gelişme olduğunu ifade etti.

İki lider arasında yüz yüze görüşmeleri teşvik ettiğini belirten Holguín, liderlerin yavaş da olsa temel hedeflerini ve geleceğe ilişkin vizyonlarını konuşmaya başladıklarını söyledi.

Holguin ayrıca, aylardır iki taraftaki sivil toplum kuruluşları, iş dünyası ve gençlerle temas ettiğini, toplumlarda güvenlik duygusunu güçlendirecek, izolasyonu azaltacak ve onlarca yıldır devam eden bölünmüşlüğü sona erdirecek bir çözüm isteği gördüğünü belirtti.

İç kamuoyuna yönelik siyasi söylemlerle liderler arasındaki gerçek görüşmelerin her zaman aynı şeyi yansıtmadığını kaydeden Holguín, yine de ilerleme sağlanabilmesi için siyasi iradenin şart olduğunu söyledi ve "Konuşmadan eyleme geçmek gerekiyor" dedi.

BM'NİN AĞIRLIK NOKTASI YÖNTEM ÜZERİNDE

Holguin, Kıbrıs müzakerelerinde bugün asıl meselenin çözümün temel başlıklarının ne olduğunun bilinmemesi değil, tarafların yeniden müzakereye nasıl başlayacağının belirlenmesi olduğunu ifade etti.

Statükonun, sahadaki gerçeklerin donmuş halde kalması anlamına gelmediğini sürekli vurguladığını belirten Holguin, tarafların beş, hatta 20 yıl önceki zihniyetle, hiçbir şey değişmemiş gibi müzakere yürütmesinin gerçekçi olmadığını söyledi. Geçmiş müzakere turlarında tarafların kendileri açısından önem taşıyan bütün temel meseleleri ele aldığını hatırlatan Holguín, tam bir anlaşmaya ulaşılmamış olsa da gelecekteki müzakerelere temel oluşturabilecek bazı ortak anlayışların ortaya çıktığını ifade etti.

"Bütün taraflar özün ne olduğunu biliyor. Şimdi üzerinde çalıştığımız konu yöntemdir" diyen Holguin, amaçlarının tarafların önceden belirlenmiş bir çerçeve içerisinde müzakerelere başlamasını sağlamak olduğunu belirtti.

Guterres'in de yeterli hazırlık yapılmadan yeni bir genişletilmiş toplantı çağrısında bulunmak istemediğini vurgulayan Holguin, bunun nedenini "kötü kurulmuş bir sürecin başlı başına risk oluşturması" şeklinde açıkladı. BM'nin taraflara açık ve şeffaf bir yol haritası sunmaya çalıştığını söyleyen Holguín, kritik aşamanın artık bütün tarafların birlikte çalışmayı ve çözüm amacıyla kararlı biçimde sürece katılmayı kabul etmesi olduğunu ifade etti.

GEÇMİŞ YAKINLAŞMALAR YENİDEN MÜZAKERE EDİLMEYECEK

Holguin, geçmiş Kıbrıs müzakerelerinde oluşan yakınlaşmaların gelecekteki süreç açısından önemli bir kazanım olduğunu söyledi. "Önceki yakınlaşmalar bir kazanımdır, satır satır yeniden müzakere edilecek bir başlangıç noktası değildir" diyen Holguin, bunların tek tek yeniden açılmasının hem zaman kaybına hem de yıllar içinde oluşan ilerlemenin çözülmesine yol açabileceği uyarısında bulundu.

BM'nin yaklaşımının, geçmiş yakınlaşmaları gelecekteki müzakerenin "ortak zemini" olarak doğru biçimde muhafaza etmek olduğunu anlatan Holguin, bununla birlikte "yakınlaşma" ile "anlaşma" arasında fark bulunduğunu da vurguladı. Yakınlaşmanın, tarafların belirli konularda birbirlerine daha fazla yaklaşmış olmaları anlamına geldiğini söyleyen Holguin, Kıbrıs müzakerelerinde her zaman geçerli olan "Her şey üzerinde anlaşılmadan hiçbir şey üzerinde anlaşılmış sayılmaz" ilkesi nedeniyle bu yakınlaşmaların tek başlarına bağlayıcı olmadığını ifade etti.

Bunların gerçek siyasi ağırlığının ancak kapsamlı bir çözüm içerisinde ortaya çıkabileceğini belirten Holguin, önemli bir vurgu yaparak "Son birkaç aydır BM kayıtlarına dayalı bir yakınlaşmalar belgesi üzerinde çalışıyoruz. Bunun gelecekteki bir müzakere için yararlı olabileceğini düşünüyoruz" dedi.

GÜVEN ARTIRICI ÖNLEMLER ARTIK SADECE ATMOSFER MESELESİ DEĞİL

Holguin, güven artırıcı önlemlerin yalnızca iki toplum arasındaki atmosferi iyileştiren sembolik adımlar olarak görülmemesi gerektiğini, bunların gelecekteki siyasi düzenin işleyebilirliğini sınayan pratik araçlar olduğunu söyledi. Holguin, bir geçiş noktası açılması, gençlik konusunda teknik komite kurulması, çocukların vatandaşlık sorunlarının çözülmesi, mayın temizliği veya ara bölgede yenilenebilir enerji projesi gibi adımların her birinin, iş birliğinin pratikte çalışıp çalışmadığını göstermesi açısından önemli olduğunu belirtti.

Holguin'e göre bu tür girişimler, gelecekteki bir çözümün ihtiyaç duyacağı iş birliği alışkanlıklarının oluşmasına yardımcı oluyor. İnsanların bir çözümden veya değişimden duydukları korkunun ancak sahada somut uygulamalarla aşılabileceğini belirten Holguín, bu önlemler günlük hayatı olumsuz etkilemediği ölçüde toplumların çözüme ilişkin kaygılarının azalabileceğini söyledi.

Guterres'in mesajının, güven artırıcı önlemler, pratik iş birliği ve siyasi müzakerelerin paralel biçimde ilerlemesi yönünde olduğunu belirten Holguin, bu yaklaşımın yeni bir 5+1 toplantısının önünü açabileceğini ifade etti. Holguin, güven artırıcı önlemleri yeni bir genişletilmiş toplantının düzenlenmesi açısından "sine qua non", yani "vazgeçilmez koşul" olarak nitelendirdi.

"SORUN KABUL VEYA RET DEĞİL, UYGULAMA"

Son temaslarda hangi tarafın hangi güven artırıcı önlemi kabul veya reddettiği konusunda yaşanan tartışmalara da değinen Holguin, sürecin "bir taraf kabul etti, diğer taraf reddetti" şeklinde sunulmasının hem yararsız hem de tam olarak doğru olmadığını söyledi. Bazı geçiş noktaları ve ara bölgedeki iş birliği konuları dahil çeşitli önlemler konusunda kavramsal düzeyde geniş bir mutabakat bulunduğunu kaydeden Holguin, asıl sorunun uygulama aşamasında ortaya çıktığını belirtti.

Kıbrıs'ta tarafların, karşılığını hemen almadan önce adım atmayı kabul etmekte zorlandığını söyleyen Holguín, gelecekte elde edilebilecek kazanımların yeterli görülmediğini ve bunun sürekli erteleme, engelleme ve tıkanmaya yol açtığını ifade etti. Kendi çalışma yönteminin taraflara suç yüklemek olmadığını belirten Holguin, "Kıbrıs'ta kimin suçlu olduğunun belirlenmesi sorusu her zaman menüde" ifadesini kullandı.

Suçlama arayışının pozisyonları sertleştirdiğini ve sorun çözmeye katkı sağlamadığını söyleyen Holguín, bu kez Kıbrıslıların kimin suçlu olduğunu bulmaya değil çözümü bulup uygulamaya odaklanmasını istediğini belirtti.

AB'NİN ROLÜ VE TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

Holguin, Avrupa Birliği'nin Kıbrıs çözüm sürecinde oynayabileceği role ilişkin ANKA Haber Ajansı'nın sorusunu yanıtlarken, Genel Sekreter'in başlattığı yeni girişimin tarafları somut bir müzakere çerçevesinde yeniden masaya getirebilmesi halinde Türkiye ile AB arasında atılacak olumlu adımların Kıbrıs sorununa da fayda sağlayabileceğini söyledi.

Bununla birlikte BM'nin Türkiye-AB ilişkilerindeki sürecin doğrudan tarafı olmayacağını vurgulayan Holguín, Avrupa Komisyonu ve AB'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Raffaele Fitto'nun bu alandaki süreci yürüttüğünü belirtti. Bir anlaşmaya ulaşılması halinde ise AB'nin rolünün vazgeçilmez hale geleceğini söyleyen Holguín, Kıbrıslı Türklerin AB müktesebatını tam olarak uygulayabilmeleri için Avrupa Birliği'nin teknik, siyasi, ekonomik ve mali desteğine ihtiyaç duyacağını ifade etti.

"SESSİZ İŞ BİRLİĞİ BENİ OLUMLU ANLAMDA ŞAŞIRTTI"

Holguín, Kıbrıs'taki görevi boyunca kendisini en çok olumlu anlamda şaşırtan unsurun, iki toplumun bireyleri arasındaki "sessiz etkileşim ve iş birliği" olduğunu söyledi.

Kıbrıs sorununun gerçek anlamının siyasi veya seçim hesaplarında değil, iki toplumun refahında yattığının anlaşılması halinde çözüme doğru ilerlemenin mümkün olacağını belirten Holguín, özellikle teknik komitelerde birlikte çalışan Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türkleri, geçiş noktalarını her gün kullanan genç profesyonelleri ve çalışanları örnek gösterdi.

Zorluklara, sınırlamalara ve gecikmelere rağmen günlük hayatlarında birbirleriyle temas kuran bu kişilerin birlikte yaşama umudunu canlı tuttuğunu ifade eden Holguín, buna karşılık geniş kesimlerde ara bölgenin öte tarafında neler olduğuna yönelik bir ilgisizlik bulunduğunu kaydetti.

İki toplum arasındaki gündelik temasların, toplumlar arası ilişkileri dönüştürebilecek bir güce dönüşmesini istediğini söyleyen Holguín, Kıbrıslıların farklılıklardan çok ortak hedeflerini, beklentilerini ve birlikte yaşayabilecekleri noktaları görmeleri gerektiğini belirtti.

"BAŞARI SADECE GÖRÜŞMELERİN BAŞLAMASI DEĞİLDİR"

Holguín, önümüzdeki gayriresmi veya genişletilmiş toplantının ötesinde BM açısından "başarı"nın ne anlama geleceği konusunda ise en açık mesajlarından birini verdi.

İnsanların hiçbir şey yapılmadığı takdirde mevcut durumun değişmeden kalacağını düşündüğünü belirten Holguín, buna katılmadığını söyledi.

"Bölünmüşlük, ilgisizlik ve birbirinden uzaklaşan gerçeklikler Kıbrıs'ın geleceğini şekillendiriyor ve bu gelecek Kıbrıslıların çoğunun istediği yönde olmayabilir" değerlendirmesinde bulunan Holguín, bir toplumun kendi kuşağının temel sorunlarını çözememesi halinde beklenmedik başka güçlerin onun adına karar vermeye başlayabileceği uyarısında bulundu.

Holguín, kendi açısından başarıyı şu sözlerle anlattı: "Başarı, hesap verebilirliğe dayalı, zaman sınırlı ve sonuna, yani nihai anlaşmaya ulaşma konusunda gerçek bir taahhüt içeren siyasi müzakere süreci kurmaktır."

Her iki liderin ve toplumun bir aşamada gerçek bir stratejik tercihle karşı karşıya kalacağını söyleyen Holguín, bunun "müzakere edilmiş ortak bir gelecek" ile "devam eden bölünmüşlüğün belirsiz ve değişken uzun vadeli yönetimi" arasında yapılacak bir seçim olduğunu ifade etti. Bu tercihin sonsuza kadar ertelenebileceğine inanmadığını belirten Holguín, mevcut siyasi konjonktürün de hafife alınmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Holguín, bugün Kıbrıs Türk tarafında federal çözüm platformuyla seçim kazanmış bir liderliğin bulunduğunu, BM Genel Sekreteri'nin sürece şahsen bağlı olduğunu, tarafların kabul ettiği bir kişisel temsilcinin görev yaptığını, iki liderin ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini, garantör ülkelerin ve Avrupa Birliği'nin aktif biçimde sürece katıldığını ve BM Güvenlik Konseyi'nin desteğinin sürdüğünü hatırlattı.

Bu unsurların bir araya gelmesinin kolay olmadığını vurgulayan Holguín, "Bu fırsat penceresinin, biz onunla ne yaparsak yapalım, açık kalacağını varsaymamamız gerektiğini düşünüyorum" uyarısında bulundu.

Holguín'in açıklamaları, BM'nin mevcut aşamada yalnızca bir sonraki toplantının düzenlenmesine değil, olası yeni müzakere sürecinin yapısına yoğunlaştığını ortaya koydu. Buna göre hedef, geçmiş yakınlaşmaların korunması, güven artırıcı önlemlerin sahada uygulanması, müzakere yönteminin önceden netleştirilmesi ve tarafların açık uçlu görüşmeler yerine sonucu hedefleyen, zaman sınırlı ve hesap verebilir bir sürece girmesi.

Kaynak: ANKA

Bu habere tepkini göster

Yorumlar 0

Yorum Yap

Yayınlanmaz
9 + 7 = ?

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!