Yüzyıllardır yemeklere lezzet veren ya da gıdaları korumak için kullanılan tuz, inşaat sektöründe her zaman uzak durulan bir malzemeydi.
Nemi çekmesi ve suyla karşılaştığında hemen erimesi nedeniyle yapılara zarar vereceği düşünülüyordu.
Ancak mimarlar, dünyanın en kurak noktalarında bu kuralı tamamen değiştirdi.
Geleneksel yapı malzemelerinin bulunmadığı çöl ortamında, mimarlar doğrudan ayağımızın altındaki doğal kaynağa yöneldi.

1 milyondan fazla tuz bloğu kullanıldı
Bu sıradışı mimarinin en çarpıcı örneği Bolivya'da bulunuyor. Dünyanın en büyük tuz düzlüğü olan Salar de Uyuni'deki Palacio de Sal oteli, tamamen bölgeden çıkarılan tuzlardan yapıldı.
Otelin sadece duvarları değil; masaları, sandalyeleri, zeminleri ve hatta dekoratif eşyaları bile tuzdan üretildi.
Blokları birbirine bağlamak için yine tuz ve su karışımından özel bir harç elde edildi. Yapım aşamasında tam 1 milyondan fazla sıkıştırılmış tuz bloğu kullanıldı.
En büyük tehlike: Su ve nem
Tuzdan bir otelde yaşamanın elbette sıra dışı kuralları var. Otelde müşterilerin duvarları veya tuzdan yapılan mobilyaları yalaması kesinlikle yasak.
En büyük tehdit ise yağmur. Yağışlı geçen dönemlerin ardından yapının bazı bölümleri eridiği için, her sezon sonrası otelde ciddi bir tamirat yapılıyor. Tuz bloklarıyla sürekli yenilenen otel, doğayla birlikte yaşayan canlı bir yapı gibi varlığını sürdürüyor.
Kaynak: Click Oil and Gas
Kaynak: {Haber Merkezi}

Yorumlar 0
Yorum Yap
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!