Haber: Erva GÜN
(TBMM) - Yeni Yol Grubu Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" üzerine yaptığı konuşmada, hak ve özgürlüklerin müzakere alanının Meclis olduğunu vurguladı. Sürecin başarılı olma ihtimalinin geçmişe kıyasla kuvvetli olduğunu belirten Ekmen, uygulamadaki eksikliklere dikkati çekerek, "Geride kalan zamanda Türkiye'nin daha demokrat, daha çoğulcu, daha özgürlükçü bir hukuk devleti olacağına dair inanç güçlendirilememiştir, atılması gereken birçok adım atılmamış ve bu durum sürece olan güveni zayıflatmıştır" değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu'nda "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
Yeni Yol Grubu Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, teklifin geneli üzerine konuştu. Böyle bir süreç yönetiminin bazı ön kabullere ihtiyacı olduğunu ifade eden Ekmen, bunlardan ilkinin herhangi bir girişimin kamu düzeni zafiyeti yaratmaması gerekliliği olduğunu vurguladı. Özellikle 2013 sürecinin bu konuda kötü bir hafızaya sahip olduğunu belirten Ekmen, "Örgütün Kürt meselesinden neşet etmiş olmasına rağmen Kürtler adına liderlik ve temsiliyet makamının oluşturulmasına da izin vermemek gerekir. Kürtler de tıpkı diğer unsurlar kadar çeşitli, farklı siyasi görüşlere ve organizasyonlara sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ilgilendiren bütün konularda olduğu gibi kendilerini ilgilendiren konulara da bu çeşitlilik ve temsiliyet dengesi içinde müdahil olacaklardır" diye konuştu.
"MÜZAKERE ALANI TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'DİR"
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hak ve özgürlüklerinin veya devletin yapısal dönüşümünün zeminine işaret eden Ekmen, "Bir başka konu da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hak ve özgürlükleri veya Türkiye Cumhuriyeti devletinin yapısal dönüşümünün müzakere alanı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin komisyon salonlarıdır, Genel Kuruldur, siyasettir, milletin Meclisidir" dedi.
Geçmişe kıyasla bu girişimin başarılı olma ihtimalinin kuvvetli olduğuna inandıklarını dile getiren Ekmen, bu kuvvet sebeplerini ve süreçteki aktörlerin rolünü şöyle aktardı:
"Bu kuvvet sebeplerinin başında kendine özgü hikayesi, siyasal duruşu ve yaptığı çağrıyla süreci tetikleyen Sayın Devlet Bahçeli'nin rolüdür. Bu vesileyle bir kere daha teşekkür ediyoruz. Örgütünün metodolojik dönüşümünü yönetmek iddiasıyla ön şart ileri sürmeden bu çağrıya cevap veren Abdullah Öcalan, çağrıyı süreçlenebilecek bir olguya taşımıştır. Üçüncü avantaj, ciddi eleştiri ve farklılıklara rağmen Meclis'te oluşan güçlü konsensüstür. Bu bağlamda Sayın Mahmut Arıkan, Sayın Ahmet Davutoğlu ve Sayın Ali Babacan'ın açık ve net destek, tavsiye ve eleştirilerini de hatırlatmak gerekir. Bugüne kadar devlet merkezli, süreç bozucu bir olayın yaşanmamış olması da devlet kurumlarının süreçteki pozitif rolüne ve uyumuna işaret eder. Sayın İbrahim Kalın ve MİT Başkanlığının hak ettikleri özel takdiri de kayda geçirmek gerekir. Sürecin yönetiminde ve bugüne gelmesinde Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın devlet başkanı olarak oynadığı pozitif rol açıktır."
"YARGI ELİYLE SİYASETİN DİZAYNINA DAİR BİRÇOK YENİ ÖRNEKLE KARŞILAŞTIK"
Kalkınma yolu ve benzeri kuşak yollarının güvenlik ihtiyacı, Orta Doğu'daki silahlı grupların tasfiye süreci ve Avrupa'nın güvenlik mimarisinde Türkiye'ye artan ihtiyaç gibi birçok sebebin bölgesel ve uluslararası konjonktürde fırsat ve imkanlar yarattığını kaydeden Ekmen, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu süreç başlatıldığında Sayın Devlet Bahçeli en önemli referansı iç cephenin tahkimine vermişti. Bu tahkim için Şerafettin Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Yalçınkaya ve benzeri AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını, KHK'lilerin yaşadığı sorunlara ilişkin adım atılmasını bekledik, durduk. Aksine, ceza usul hukukunu ve kişilerin masumiyet karinesini yok sayan birçok soruşturma gördük, yargı eliyle siyasetin dizaynına dair birçok yeni örnekle karşılaştık. Bu kadar kuvvetli bir desteğin olduğu, bu kadar paydaşın başarısı için fiilen ve kavlen dua ettiği bir sürecin çok daha dikkatli yürütülmesi gerekirdi. Geride kalan zamanda Türkiye'nin daha demokrat, daha çoğulcu, daha özgürlükçü bir hukuk devleti olacağına dair inanç güçlendirilememiştir. Atılması gereken birçok adım atılmamış ve bu durum sürece olan güveni zayıflatmıştır. Bu meselenin ortadan kalkmasıyla, bu demokratik dönüşümün gündeme alınmasının önünde bir engel kalmayacağını savunuyor, bu yönde gelişmeler bekliyoruz."
Kaynak: ANKA

Yorumlar 0
Yorum Yap
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!