Kripto Para Piyasası

Yükleniyor...
USD/TRY 49,45 ↑ %0,11
EUR/TRY 55,62 ↑ %0,57
GBP/TRY 66,01 ↑ %0,57
BIST 100 11.724,55 ↓ %2,86
Altın (gr) 6.659,78 ↑ %0,92
USD/TRY 49,45 ↑ %0,11
EUR/TRY 55,62 ↑ %0,57
GBP/TRY 66,01 ↑ %0,57
BIST 100 11.724,55 ↓ %2,86
Altın (gr) 6.659,78 ↑ %0,92
USD/TRY 49,45 ↑ %0,11
EUR/TRY 55,62 ↑ %0,57
GBP/TRY 66,01 ↑ %0,57
BIST 100 11.724,55 ↓ %2,86
Altın (gr) 6.659,78 ↑ %0,92
USD/TRY 49,45 ↑ %0,11
EUR/TRY 55,62 ↑ %0,57
GBP/TRY 66,01 ↑ %0,57
BIST 100 11.724,55 ↓ %2,86
Altın (gr) 6.659,78 ↑ %0,92
SON DAKİKA
Gündem

Meteoroloji Mühendisleri Odası, İstanbul selinde sorumluluğu yanlış kentleşmede gördü

Meteoroloji Mühendisleri Odası, İstanbul'daki selde sorumluluğun doğada değil yanlış kentleşmede ve uygulanmayan mevzuatta olduğunu bildirdi. Açıklamada, 'son 84 yılın en şiddetli yağışı' gibi söylemlerin bilimsel olmadığı ve sorumluluğun doğaya yüklenmemesi gerektiği vurgulandı.

Meteoroloji Mühendisleri Odası, İstanbul selinde sorumluluğu yanlış kentleşmede gördü
Meteoroloji Mühendisleri Odası, İstanbul selinde sorumluluğu yanlış kentleşmede gördü

(ANKARA) - TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası'ndan İstanbul'da yaşanan sel felaketine ilişkin yapılan açıklamada, "Çözüm, dereleri betonla kapatmak değil, onları serbest bırakmaktır. Dereleri zorla terbiye etmeye çalışmayalım. Onları boşaltalım, doğal akışına bırakıp çevresini güvenli hale getirelim. Asıl sorumluluk, bilimsel verileri dikkate almayan yanlış kentleşme, rant odaklı planlama ve uygulanmayan mevzuattadır. Kimse sorumluluğu doğaya yükleyerek kendini aklamasın" denildi.

TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası, İstanbul'da yaşanan sel felaketine ilişkin açıklama yaptı. "Bu felaketlerin nedeni doğa değil, kentlerin rant uğruna kent ruhundan uzak bir anlayışla inşa edilmesidir. İstanbul ve çevre illerde yaşanan son afetlerin ya da felaketlerin nedeni taşkın değil, seller olduğu göz ardı edilmemelidir. Yani bu felaketleri kentlere bizler yaşatıyoruz. Yetkili olduğunu iddia eden kurum ve kişiler ise olaylardan sonra yalnızca sonuçlar üzerinden konuşmakta, verileri çarpıtmakta ve sorumluluğu yağışlara yüklemektedir" denilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Basın ve yayın organlarında sıkça dile getirilen 'son 84 yılın en şiddetli yağışı' veya 'üç ayda yağması gereken yağış bir günde yağdı' gibi ifadeler bilimsel değildir. Bu tür söylemler, gerçeği gizlemeye ve sorumluluğu doğaya yüklemeye yönelik açıklamalardır. Oysa İstanbul'da geçmiş yıllarda da yüksek yağış değerleri görülmüştür. Bu veriler meteoroloji mühendisliği açısından değerlendirildiğinde meydana gelen son yağışların beklenebilecek kuvvetli yağışlar olduğu görülmektedir. Bu değerler beklenebilecek iken kentlerin bu şekilde imar edilmesini sağlayan anlayışlar afetin hatta felaketin kendisidir.

Yaşanan her hadiseyi iklim değişimine bağlamak yanıltıcıdır. Kentleri yanlış imar çalışmaları ile bu hale getirenler bugün 'iklim değişimine dirençli kentler' söylemiyle gündemi değiştirmeye çalışmaktadır. Kasım ayında Antalya'da yapılacak COP31 toplantısında da bu yaşananlar gündeme getirilecektir. Ancak unutulmamalıdır ki sorun, bu toplantıları organize eden mekanizmaların kendisidir. Bu toplantılarda olağan doğa olaylarının nasıl felakete dönüştürüldüğü gizlenerek yeni ticari yollar açılmaktadır.

Yıllardır su baskınına uğramayan eski yapıların bugün sel suları altında kalmasının nedeni yağışlardaki değişim değildir. Asıl sebep, bu bölgelerde yapılan yeni ve bilimsel temelden yoksun yapılaşmaların suyun doğal akışını bozmasıdır. Yeni yapılar, mevcut dere yapılarını olumsuz etkilemekte ve suyun yönünü değiştirerek başka masum alanların sular altında kalmasına yol açmaktadır. Ülkemizde bazı kesimler her afetin ardından dere ıslahı ve kent içi yeni projeler önermektedir. Oysa bu tür girişimler sorunu çözmek yerine yeni maliyetler ve müteahhitlik işleri yaratmakta ayrıca bilimsel olmayan çözümler daha da büyük sorunlara temel oluşturmaktadır. Doğayı beton duvarlarla terbiye etmeye çalışmak, suyun doğal düzenine müdahale ederek felaketleri büyütmektedir. Çözüm olmayan işlerde neden ısrar edilmektedir. Görüldüğü gibi dereler ıslah adı altında yapılan işlerle terbiye olmuyor.

"ÇÖZÜM DERELERİ BETONLA KAPATMAK DEĞİL, ONLARI SERBEST BIRAKMAKTIR"

Bu afetlerin yaşanacağı biliniyordu. Meslek odaları ve bilim insanları yıllardır uyarılarını yapmaktadır. Olağan doğa olaylarının afete dönüşmemesi için ilk uyarılar 1943 yılında yapılmıştır. Eğer 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu uygulanmış olsaydı, bugün bu felaketler yaşanmazdı. Çözüm, dereleri betonla kapatmak değil, onları serbest bırakmaktır. Kentlerin planlanmasında meteorolojik veriler, jeolojik koşullar, toprak özellikleri ve topografik yapı dikkate alınmalıdır. Bu parametreler göz ardı edildiğinde, her yeni ıslah projesi doğayı daha da baskı altına almakta ve riskleri artırmaktadır.

Kısaca: Dereleri zorla terbiye etmeye çalışmayalım. Onları boşaltalım, doğal akışına bırakıp çevresini güvenli hale getirelim. Çünkü doğa kendi düzenini bilir; biz onu betonla kapattıkça, su kendine yeni yollar açar ve bu yollar çoğu zaman kentlerin kalbine doğru ilerler. Doğaya rağmen ve karşı değil doğa ile uyumlu yaşamayı öğrenmeliyiz. Sonuç olarak; Yağışlar suçlu değildir. Asıl sorumluluk, bilimsel verileri dikkate almayan yanlış kentleşme, rant odaklı planlama ve uygulanmayan mevzuattadır. Kimse sorumluluğu doğaya yükleyerek kendini aklamasın. Kentlerimizi meteorolojik ve jeolojik gerçeklere uygun hale getirmek mümkündür. Yeter ki bilime ve hukuka dayalı kamucu planlama anlayışı hayata geçirilsin."

Kaynak: ANKA

Bu habere tepkini göster

Yorumlar 0

Yorum Yap

Yayınlanmaz
2 + 8 = ?

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!