Haber: Beril KALELİ/Kamera: Gencer KETEN
(İSTANBUL) İktidar temsilcileri Türkiye'nin son 25 yılda cumhuriyet tarihinin altın yıllarını yaşadığını savunuyor. Ekonomi kurmayları da, zaman zaman pahalılığın bir sorun olmaktan çıkarılacağını belirtiyor. Koşuyolu Pazarı'nda ANKA'ya konuşan vatandaşlar ise altın yıllar bir yana 70'inden sonra pazarda çalışmak zorunda kalmaktan yakındı. Bahçesinden getirdiği domates ve biberi satmaya çalışan bir üretici kadın da "Ne altın çağı mı vardı daha biz yaşamadık. Bu yaşta şalvarla ayakta duramıyorum. Tansiyon hastasıyım. Boynumda iki üç tane fıtık var aşağı eğilemiyorum. Bak sandalyede oturuyorum. Neyin altını? Altını biz göremedik pek görenler görmüştür. Bize gelmedi, uğramadı. Köylüye öyle bir şey uğramadı..." diye konuştu.
70'İNDEN SONRA PAZARCILIK YAPMAYA BAŞLADI
Kadıköy Koşuyolu'nda ANKA'ya konuşan vatandaşlar da pahalılıktan yakındı özellikle son yıllarda çok daha büyük sıkıntı çektiklerini anlattı. Geçinebilmek için 70 yaşından sonra pazarcılık yapmak zorunda kaldığını anlatan bir kadın sadece eşinin emekli aylığının olduğunu belirterek, "Benim maaşım yok. Önceleri evimize aldık, arabamıza aldık ama şimdi müteahhite verdik eve, onu bile ödeyemiyoruz. Bak faturalarım ödenmedi, onları ödeyeyim diye pazara çıkıyorum. Çok zor, geçim çok zor" dedi.
"NEYİN ALTINI? BİZ GÖREMEDİK..."
Pendik Göçbeyli'den getirdiği domates ve biberi satmaya çalışan bir üretici kadın da "Ne altın çağı mı vardı daha biz yaşamadık kızım. Ben böyle burada, bu yaşta şalvarla bak ayakta duramıyorum. Tansiyon hastasıyım. Ondan sonra boynumda iki üç tane fıtık var aşağı eğilemiyorum. Bak sandalyede oturuyorum. Neyin altını? Altını biz göremedik pek görenler görmüştür. Bize gelmedi kızım. Bizim bize uğramadı. Köylüye öyle bir şey uğramadı..." diye konuştu.
"AÇLIKTAN ÖLÜYORUZ"
Kendi bahçesinden getirdiği ürünleri satarak evinin bütçesine katkı sağlamaya çalışan kadın, üreticilerin sorunlarını şöyle dile getirdi:
"Ne satış var ne bir şey var. Getirdik üç kuruşluk mal aynen duruyor. Bunlar ne kazanalım ne yapalım. (Ne zamanları satış yapıyorsunuz?) Valla otuz senedir pazarlardayız kızım. (Nasıl değerlendiriyorsunuz durumu? Son yıllarda nasıl satıyorsunuz?) Ah kızım eski günlerimiz biz o zaman Avrupa'da yaşıyormuşuz. Şimdi açlıktan ölüyoruz.
"ÇİFTÇİYE DESTEK VERİLMELİ"
Çiftçi Bağ-Kur'umuz vardı ödeyemedik. Ben her ay nereden 20 lira 25 lira para bulacağım daha. Ben 20 lira 25 lira kazanmıyorum ki emekli Bağ-Kur'u ödeyeyim. Sabahtan beri bakıyorum bir kiloyu geçemedik daha. Yarım kilo, yarım kilo, yarım kilo. 20 liralık 30 liralık. İnsanlar ne yapsın yok yok kızım yok yok. (Eskiden bundan birkaç sene önce nasıldı satışlar?) Daha iyiydi. Daha iyiydi. Bugüne kadar biraz daha iyiydi. 8-10 sene önce daha iyiydi. Milletin maaşı azdı ama alım gücü çoktu. Ama şimdiki yok. Bu Türkiye'nin en büyük sorunu ne biliyor musun? Çiftçiyi, köylüye güzel destek. Hayvanda, sebzede, ekimde, dikimde, mazotta destek verecek.
Köylüde şu domates 50 liraysa ben bunu 20 liraya satacağım. Çünkü etrafta herkes üretecek bunu. Ne olacak? Buğdayını da ekecek, mısırını ekecek. Ondan sonra serası varsa serasını yapacak, ekimini yapacak. Ancak bu şekilde düşecek bu memlekete şey. Köylerde kimse yok kalmadı kızım. Kalmadı kalmadı. Benden sonra benim dört tane çocuğum var. Bir tanesi girip de bu bahçe işini yapmaz. Benim tarlam boş. Ben de bunu kendime yiyeceğim... Motoru ayrı, sürmesi ayrı bunun. Gübresi ayrı, suyu ayrı, mazotu ayrı. Bunlar hep parayla dönüyor. Kızım bedava dönmüyor ki bunlar.
(Peki eskiden daha mı çok üretim yapıyordu?) Daha çok üretim yapılıyordu. Evet, evet. Bizim orası olduğu gibi seracı zaten. Göçbeyli dediğin zaman İstanbul'un yarısını Göçbeyli besler. Gecede bir ton hale mal vuruyordum (gönderiyordum) ben. Bir ton salatalık, bir ton. En aşağı 150 sene vardı. Ne oldu? Bir tane bile yok şimdi...
Hayvanlarımız da vardı. Ben sattım öteki sattı Ahırları görsen, koca koca ahırlar hep bomboş. Niye satalım biz bunu, bir balya saman 200 lira. Hadi al bunu da kızım yedir hayvanları, nasıl yedireceksin, yedirebilir misin? Yediremezsin. Yediremezsen de alamazsın. O zamanı da süt pahalı, peynir pahalı. Atatürk ne demiş? Köylü şehrirlinin (milletin) efendisidir demiş. Niye demiş? Biliyor oradan gelecek burada yiyeceksiniz. Ben getirmezsem bu domatesi siz nasıl yiyeceksiniz?"
"25 YIL ÖNCE AZ BİLE ALSAK MUTLUYDUK"
"Altın yılları yaşadığınızı düşünüyor musunuz 25 yıl?" sorusuna bir başka vatandaş "Hayır düşünmüyorum. Gitgide kötüye ilk önce yavaş yavaş kötüye gittik hep 25 yıldır... 25 yıl önce, yani az alsak bile hayat her şey ucuzdu. Geçinebiliyorduk. Mutluyduk. Ama şimdi herkesin yüzü böyle asık. Geçinemiyoruz işte. Bir emekli maaşıyla kendi evin olmasa hiç geçinemezsin.. Çocuklar destek veriyor" derken bir başkası "Cumhuriyet diye bir şey kaldı mı? Hiçbir şey kalmadı. Memleketimiz uçurma doğru gidiyor yani" ifadelerini kullandı.
Diğer vatandaşların görüşleri ise şöyle:
"Bak santim santim düşüne düşüne hesaplayarak öyle alınıyor. Rahat yaşadığımızı unuttuk zaten. Unutmamamız lazım ama unutuyoruz tabii ki o günleri arıyoruz yani"
"(Gülerek) Altın yılları mı? Ay çok güzel bir soru. Görünüyor yani. Ben altın yılı göremiyorum. (Ekonomik olarak peki değerlendirirseniz? 25 yıll öncesi geçiminizi hatırlıyor musunuz?) Tabii ki yani şimdi ne kadar şey olsa. Geçim daha iyiydi... Emeklinin parasını görüyorsunuz. Ne olur ki o kadarla? Bir pazara çıkıyorsun. Hiçbir şey alma. Yine bir buçuk, iki bin lira gidiyor..."
"HESABIMIZI, KİTABIMIZI BİLMESEK ÇARŞIYA ÇIKAMAYIZ"
"Vatandaş çok dertli... Çantayı 2500 liraya tam dolduramadık. İki kişiyiz. Domates aldım, biber aldım, meyve aldım. Soğan aldık. Hepsi o kadar. Et yok, yağ yok, tuz yok bunun içinde. Ne yapsın vatandaş? Biz çift maaşı zanımla birlikte evimiz var. Anca geçiniyoruz. Hesabımızı, kitabımızı bilmesek çarşıya, pazara çıkamayız. Bu kadar basit. Onlar orada konuşuyorlar boşu boşuna"
"İktidar sözcüleri 25 senedir her şeyin güllük gülistanlık olacağını ve olduğunu söylüyorlar. Yani inanalım mı şimdi? Ben asla inanmıyorum. Ben 62 yaşındayım yani bütün yaşadığımız, gördüğümüz şeyler maalesef iktidarların her zaman kendileri açısından haklılar ama halk hiçbir zaman iktidar gibi düşünmüyor, düşünmedi. Olamaz böyle bir şey. İktidar maalesef kendi çıkarları açısından halkı uyutmak için söylemesi gereken klasik, klişe şeyleri söylüyorlar. - Benim cebime, senin cebine iktidarın söylediği gibi bir şey yansıyor mu? Hayır. Nasıl inanılan iktidara"
"Siyasi güç kendini her zaman iyi gösterecek açıklamalar yapar. Ekonomi politikası çok onu mümkün göstermiyor önümüzdeki dönemde. Dolayısıyla pahalılık hayatımızın bir gerçeği olarak devam edecek önümüzdeki yıllarda büyük ihtimalle"
Kaynak: ANKA
Yorumlar 0
Yorum Yap
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!